Bir Kt Kelam, Bir Inleyi, Bir Zelzele !
bir kötü kelam, bir inleyiş, bir zelzele !
zarifce gülümsüyorum sabah ayazlarına karşı gelerek. akşamından kalma bir soytarıya bakarak bazen. bazen bir sarhoş palavrasına tutunarak gri bulutların aşağısına. gri ve verem. renk renk boyuyorum yumurtaları paskalya zamanları. vurguluyorum, vuruyorum, vuruluyorum kelimelerden. bozuk üsluplar uyduruyorum bazen kalbini kırdığım ruh cambazlarına. bir kemancı kiralıyorum ölüm marşını çalması için. anneler doğurtuyorum ağızından. boğazından aşağıya akıtıyorum şelaleleri. tozla buz bulduğum bu hırçın yafta göğsünden boşluklara boşa boşalıyor. heyecan ve çarpıntı saçıyorum akça saçaklarına. saçlarını topluyorum değmesin diye değneğe. sen hiç olmadık yerlerime her sabah daha güzel bakıyorsun. saçlarını her sabah göğe uzatırken uykum ayaklanıyor adını yazıyorum rüyalarıma. hasatlarım kuruyorken en çok sen gidiyorsun ve yine saçların yine sen ve yine toplanmış bir yığın ceset. yani yine sen ve yine ceset.
kimsesizler mezarlığında kendimi avutuyorum.
-
bittimaq liked this · 3 years ago -
kedycyk liked this · 4 years ago -
zarar-ziyan liked this · 4 years ago
More Posts from Raconroll
Ölmeden Önce İzlenmesi Gerekilen 5 Dizi
selam ! belirleyiciliği benim tarafımdan yapılan naçizane beş adet dizi önerisi. herhangi bir önem sırası yoktur, aklıma geldiği gibi yazdım.hatta ilk dört öneriyi yaparken hiç zorlanmadım diyebilirim. bu listeden izlemediğiniz herhangi bir dizi varsa, şuana kadar uyandığınız tüm sabahlara şükredebilir; yoksa da huzurla bir yerlerde ölmeyi bekleyebilirsiniz. film endüstrisinin seyrine ve gelişimine göre belki ileride bir beşli daha çıkartabilirim. esenlikler ve bittabi iyi seyirler.
True Detective
Breaking Bad
Fargo
Black Mirror
The Night Of
rutini oturmuş hayatlar görüyor ve bu kopya düzenlere birebir imreniyoruz. bu gereklilik bizleri daha düzenli bir hayat modeline kuşkusuz adapte ediyor. eve dönüyoruz mesela bize biçilmiş ömürün bir kısmında. sanıyoruz eve dönmenin kalbimize dönmek ile aynı olduğunu. fütursuz bir biçimle, kalburüstü bir dönüşle, emanet bu mekan(lar)da bizim olanın geçiciliğini unutuyor gözlerimiz. aslında nasıl ve ne içindi ilk sorgulamamız. şimdi tekrar ilk olana dönüyor ve soruyorum: neden ? varsayımları derhal bırakmam gerek. başka bir arzunuz ?
gün olur kendime zaman ayırırım. evet, zaman. durulanmış, kimin ve kimselerin duruladığı ve yer yer örselediği o an. o kadar keyif ki bir süre sonra keyifsizliğe dönüştürdüğüm ses, duraksamalar, sağa sola uyuksamalar ve konsantrasyon. yer yer zihnimin derinlerinden gelen bu solgun anımsayış, bir süre sonra beni karanlık zindanların içine çeker durur. şimdi ne yapacağım? ne zaman biter bu bilinmezlik? tufandan kurtulan nuh’un sabrı ne zaman bendimden geçer ve üzerime yapışan bu duraksama beni ne zaman terk eder diye sora sora bitap düşmüşken ben biliyorum ki talip ve tarihin tekerrüriyeti raks edecek damarlarımda. biliyorum ki düzen, beni bir kara delik gibi içine çekip hapsedecek damarlarına. biliyorum ki yıllardır haykırdıklarımı yutkunacağım kısılan seslerimi unutup. biliyorum fark edecekler sessizliğin içindeki çırpınışımı ve biliyorum ölümcül olanın bilinmezliğin değil bilmenin olduğunu.
buyrun bir parça zaman. başka bir arzunuz ?
…ağzımdan kan geldiğini hatırlıyorum. sonra, elimin tersiyle bir çırpıda kanı silip sigaraya uzandığımı…